FARKINDALIK DÜŞÜNCEYE KARŞI

26 Aralık 2015

Farkındalık, bilinçlilik, biliş hali, uyanık olma… Kişisel gelişim dünyasında buna benzer birçok ifadeye sıklıkla rastlamak mümkün, hatta bazıları (belki de çoğunlukla) doğru yerlerde doğru anlamlarda kullanılmasalar bile. Farkındalığın ne kadar önemli olduğunu okuyoruz her yerde, hatta hayatta farkındalıktan daha önemli hiçbir şey olmadığından bahsediliyor. Peki, nedir farkındalık? Ama gerçekten nedir, yani popüler anlamından ziyade bize derinden bir şeyler hatırlatacak simgesel ifadesi nedir?

Hepimiz düşünüyoruz, daha da ötesi düşünme eylemini benliğiyle özdeşleştirmiş durumda olanlarımızın da oranı oldukça yüksek. 17. yüzyılın önemli filozoflarında René Descartes’ın meşhur “düşünüyorum öyleyse varım” saptaması, çok küçük yaşlarımızdan itibaren çoğumuza akıllı olmanın hayatta en önemli şey olduğunun dayatılmasıyla çok yakından alakalı. Sadece düşünerek, akıllı olarak başarılı ve mutlu olunabileceği öğretildi hepimize.

Peki, biz sadece düşündüğümüz zaman mı yaşadığımızı derinden deneyimliyoruz? Bu yüzden mi istemesek de her an kendimizi bir şeyler düşünürken buluyoruz? Hem de bunların çoğu zaman istemsizce ve aynı zamanda hiç ihtiyacımız olmayan, bizi rahatsız eden olumsuz duygulara yol açarken.

Kendimizi sadece düşünen bir varlık olarak görmemiz, aslında insan denen yüksek bilince sahip varlığın “ego” tarifinden başka bir şey değildir. Beynimiz ve aklımız, bize hizmet eden organlarımızdan farklı değil aslında ama biz düşünme sürecine yüzyıllardır o kadar büyük bir anlam yüklemişiz ki, onlar da doğal olarak bizi ele geçirmiş. Egomuz başarıyı bireyselleşmekte aramış hep, bunu da düşünce sistemimizi bu yönde evrimleştirerek gerçekleştirmiş ne yazık ki.

İstemsiz düşünceyi, egoyu anlamadan farkındalığı anlamak daha zor olabileceği için buraya kadar olanlar açıklandı. Şimdi kritik sorunun vakti geldi: Düşünen kim? Düşünme eylemini kim gerçekleştiriyor? "Tabii ki Ben" dediğiniz anda kendinizi beyninizden ve düşünen aklınızdan ayrıştırdığınızın farkına varın lütfen. Evet, düşünen kişi, ya da düşündüğünün farkında olan kişi sizin yüksek benliğiniz, bir başka deyişle farkındalığınız, bilincinizdir. Farkındalık ya da bilinç, düşünme eyleminin üstündedir, onu yönetendir. Düşünce olmadan da birçok şeyi fark edebilir, anlayabilir, çözümlere ulaşabiliriz. Ama yüksek benlik, bilinç ya da farkındalık olmadan düşünme eylemi olamaz ya da düşünce ortaya çıkamaz (tüm beden ve beyin organı sağlıklı bir şekilde var olsa bile). Çözümü sadece aklımıza bıraktığımızda ise, ego bazlı çalışma prensibine alışık aklımız bizi çözüm alternatiflerine odaklamak yerine, olan biten sorunların içinde debelenmeyi tercih ediyor.

Farkındalık bizim evrensel sistemle bağlantımızdır ve bütün biliş-anlayış süreçlerimizin en üst basamağında yer alır. Farkındalık, ne yazık ki farkındalığını unuttuğumuz her sorunun cevabını bilen halimizdir. Farkındalık zihnimizin filtresinden geçmemiş yüksek bilinç halimizdir. Farkındalık 5 duyumuzun saf algısıyla, zihnimizin etiketlemesine izin vermeden, hiçbir yargı ve hatta yorum içermeyen anlayıştır. Ve bu yüzden de farkındalık ancak zihnin sakinleştiği, sustuğu anlarda ortaya çıkabilir. Beynimizdeki istemsiz sesi yavaşlatıp paraziti durdurduğumuzda, o zaten hep orada beklemekte olan farkındalığın anlayışına ulaşabiliriz. Ve farkındalık ortaya çıktığında düşünmeye ihtiyaç olmadan çözüm alternatiflerini görmeye başlayıveririz. Bir akşam uyumadan önce bir soruya odaklandığımızda gece yarısı uyanıp, daha düşüncenin egemenliği ele geçirmesine vakit tanımadan doğru cevabı bulmak gibi. Bu bir farkındalık anıdır, yani farkındalığın anlayışının tamamen egemen olduğu bir andır ve herkes onlarca kez hayatında bu tip durumlarla karşılaşmıştır.

O zaman, ihtiyacın olan her anda çözüme düşünce ile ulaşmaya çalışmak yerine, sakince nefes alıp vermene odaklanarak tüm düşüncelerin senden uzaklaşmasına izin vermeyi denemeye hazır mısın?

Sevgiyle…

Telefon : E-mail : iletisim@oguzakyildiz.com.tr Adres : UMAY Bilim Sanat Yaşam Merkezi
Öncü Sokak, Büyükhanlı Konutları B2 Blok
Kat:7, Daire:20-21 Suadiye
Copyright @ 2015 Oğuz Akyıldız